English l 
Detaylı Ara l 
E-Posta l 
Birinci
ANASAYFA
HAKKIMIZDA
KURUMSAL
HİZMETLERİMİZ
EĞİTİMLER
İLETİŞİM
TSE 56.Olağan Genel Kurulu Yapıldı
Orjinal Resim

Türk Standardları Enstitüsü’nün 56. Olağan Genel Kurulu,  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü’nün katılımıyla gerçekleştirildi.

Bakan Özlü, genel kurulun açılışında yaptığı konuşmada, 16 Nisan'daki referandumun Cumhuriyet tarihinin en önemli inovasyonlarından olduğunu ifade ederek, "Türkiye'de artık yeni bir yönetim sistemi var ve bu sistemle yeni bir atılım dönemi başlıyor. Bu yeni dönemin ana unsurlarını demokrasi, değişim ve reformlar oluşturacak. Devletin bütün kurumları bu üç noktada kendilerini yenilemeli." diye konuştu. 

Bugün itibarıyla Türkiye'nin Avrupa Birliği standartlarında bir patent kanunu bulunduğunu dile getiren Özlü, Ar-Ge, inovasyon ve teknoloji üretimi yeteneklerini artırmak içi bir kanun tasarısı hazırladıklarını ve en kısa zamanda bunu yasalaştıracaklarını kaydetti.

Üretim Reform Paketi hakkında da değerlendirmelerde bulunan Özlü, paketin hazırlanırken sanayicilerin görüşlerini aldıklarını belirtti. Özlü, "Bu paketin yasalaşması halinde sanayimizin ciddi bir sıçrama yapacağını, sanayicilerin gaza basacağını düşünüyorum." dedi.

"Standartlara uygun üretim ihracat potansiyelimizi artıracak"

Türkiye'nin büyük hedefleri olduğuna dikkati çeken Özlü, büyük ve güçlü bir Türkiye'yi inşa etmek için her bireyin ve kurumun kendi işgal ettiği pozisyonun hakkını vermesi gerektiğini kaydetti. Özlü bu kapsamda TSE’nin Türkiye için taşıdığı öneme işaret etti:

“TSE sorumlu olduğu alanlarda özellikle ekonomik hedeflerimize ulaşmamız için kilit bir önem taşıyor. Her zaman söylüyoruz Türkiye’nin ekonomide uzun vadede önünü açacak en önemli mesele yüksek katma değerli ürünler üretmektir. Sanayimizin bu yönde bir değişim yakalamasında en önemli konulardan birisi de standartlardır hiç şüphesiz. Standartlar ve buna bağlı olarak oluşturulan belgeler ürün ve hizmetlerin pasaportu mahiyetindedir. Bu pasaportlar üretici ve sanayicilerimizin uluslararası pazarlara girişine imkân sağlıyor. Standartlar rekabet gücünün temel bileşenleri olan markalaşmanın, kurumsallaşmanın ve yenilikçi üretimin anahtarıdır. Dolayısıyla sanayicilerimizin standartlara uygun üretim yapması, ihracat potansiyelimizi de önemli ölçü de artıracaktır. “

Sanayicilerin ülke içinde ve küresel platformlarda standart hazırlama süreçlerine aktif katılımlarının önemini vurgulayan Özlü, TSE’nin, sanayicilerin de katılımıyla, gelişmiş bir üretim iklimini ve standardizasyon ekosistemini var etmek için çalıştığını söyledi.

Özlü, özellikle 4. Sanayi Devrimi ile üretim sürecinin geliştiğini ve dijitalleşmenin ön plana çıktığını belirterek, standardizasyon süreçlerinin de benzer şekilde yenilik ve değişim içine girdiğini ifade etti.  

Üreticilerin söz konusu süreçte  TSE ile daha fazla iş birliği yapmaları gerektiğine inandıklarını dile getiren Özlü, şunları kaydetti:

"TSE, sanayicimizin refiki ve refakatçisidir. Bugüne kadar olduğu gibi dijital dönüşüm sürecinde de sanayicimize yardımcı olmak için tüm tecrübemizi kullanacağız. TSE’nin hem yapısal hem de yürüttüğü hizmetler anlamında bir dönüşüme ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Hem TSE’nin ilgi alanına giren konularda hem de Bakanlığımızın piyasa gözetim ve denetim faaliyetleri ile ilgili bir çalışma yürütüyoruz. Bu çalışmayı inşallah yasa tasarısı haline getirip önümüzdeki ekim ayın içinde TBMM'ye göndereceğiz."

 

“Ulusal Standardizasyon Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nı yayınladık”

TSE’nin ülke kalkınmasında oynadığı en kritik rolün standardizasyon faaliyetleri olduğunu belirten Özlü OECD raporlarına göre standartlar ve teknik düzenlemelerin dünya ticaretine etkisinin %80’ler düzeyinde olduğunu kaydetti. Bakan Özlü şöyle konuştu: “Standartların belirlenme sürecinde etkin olan ülkeler dünya ticaretine de yön veren ülkelerdir. İşte bu gerçekten hareketle biz de ülkemizin Ulusal Standardizasyon Strateji Belgesi ve Eylem Planını yayınladık. Belgenin uygulanması ile birlikte elde edilecek en önemli kazanımlardan biri ülkemizde mal ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren sanayicilerimizin standardizasyon çalışmalarına etkin katılımlarını sağlamak olacaktır. Özellikle sanayicilerimizin ve bilim insanlarının standart hazırlama süreçlerine katılımına katılmalıdır.”

Enstitünün uygunluk değerlendirme alanında verdiği hizmetlere de değinen Özlü, bu alanda yapılan çalışmalarla teknolojik bilgi transferi, pazar gelişmelerinin yakından takibi, rekabet avantajı, yurtdışındaki Türk yatırımcıların haksız uygulamalarla karşılaşma riskinin azaltılması ve uluslararası ticarette tarife dışı engellere karşı güçlü konum elde etme imkânı yaratılacağını vurguladı. Özlü şöyle devam etti: “Ticarette tarife dışı engelden derken şunu kastediyoruz; Ülke olarak, uçak, otomobil, uydu ya da başka herhangi bir ürünü üretmenizde önümüzde bir engel bulunmuyor. Ancak ürettiğiniz ürünün ya da hizmetin uluslararası ticarette alınıp satılan bir ürün olabilmesi hususunda karşınıza uygunluk değerlendirme konusu çıkıyor. Yani ürününüzün uluslararası geçerliliğe sahip belgeleri yoksa yani pasaportu yoksa üretiminiz bir anlam ifade etmiyor. Bugün Türkiye’nin özellikle ileri teknoloji ürünlerindeki ihtiyaçları; know how ve bilgi transferi, teknolojik gelişim ve bilgi kapasitesinin artırılması için bir fırsat teşkil ediyor. İhtiyaçların karşılanmasında ‘ver parayı, al malı’ anlayışının yerine, bilgi ve teknolojiyi alarak ülkemizin gelişimi yönünde hareket etmemiz, bu anlayışı hâkim kılmamız zorunludur.”

Nükleer santral yapımının yeni teknolojilerin transferi konusunda iyi bir örnek olduğunun altını çizen Özlü TSE’nin nükleer santrallerin gözetimi konusunda attığı adımların büyük önem taşıdığını vurguladı.

Enstitünün uluslararası alanda yaptığı çalışmalara da değinen Özlü, uluslararası uygunluk değerlendirme kuruluşu ICAS’ın faaliyetlerini başarıyla sürdürdüğünü söyledi.  

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Özlü, TSE’nin otomotiv alanında çeşitli kurum ve kuruluşlar adına yürüttüğü kontrol faaliyetleri ile bu alanda bir çatı kuruluş haline gelmekte olduğunu da sözlerine ekledi.

“Ürünlerin uluslararası geçerlilik için kimlik ve belgelere ihtiyaçları var”

TSE Başkanı Sebahittin Korkmaz ise konuşmasında TSE’nin, milli standardizasyon kuruluşu ve uygunluk değerlendirme alanında Türkiye’nin en büyük kurumu olması nedeniyle taşıdığı öneme vurgu yaptı. Hizmet ve ürünlerin ulusal ve uluslararası alanda geçerli olabilmesi için kimlik ve belgelere ihtiyaç duyduğunu belirten Korkmaz, ancak bu kimlik ve belgeler sayesinde ürünlerin ekonomik ve ticari hayatta yer alabileceğini söyledi.

“Uluslararası standardizasyon çalışmaları Teknik şartname yazımı anlamına geliyor”

Uluslararası alanda standardizasyon çalışmalarının adeta “teknik şartname” yazımı anlamına geldiğine dikkat çeken Korkmaz şöyle konuştu: “Bu teknik şartname yazım işlerinde kimler rol almışsa esasında piyasayı da piyasa şartlarını da onlar belirlemiş oluyor. Milli standartlar açısından baktığımızda ülke içinde ekonomik ve ticari hayatta bir sorunumuz olmamakla birlikte, uluslararası arenada maalesef bu durum iç açıcı değildir.”

“Uluslararası Standardizasyon Teşkilatlarında Teknik Komite yapısı değişmeli”

Korkmaz, Avrupa Standardizasyon Kuruluşları CEN ve CENELEC ile Uluslararası Standardizasyon Teşkilatı ISO’da standart hazırlama süreçlerine bakıldığında bu olumsuz durumun sadece ülkemiz için değil İslam ülkeleri açısından da geçerli olduğunu vurguladı.

Uluslararası standardizasyon süreçlerinde teknik komitelerin birkaç ülkenin paylaşımı ile yönetildiğini, buradaki seçimlerin şeklen yapıldığını belirten Korkmaz, bu yapının değiştirilmesi için girişimde bulunduklarını söyledi.

TSE Başkanı Korkmaz, Uluslararası Standardizasyon Teşkilatı ve İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü arasında işbirliği görüşmelerinin de bu yapının değiştirilmesine yönelik bir başka önemli adım olduğunun altını çizdi.

“İSG Yönetim Sistem Standardı gelişmekte olan ülkelerin hayrına değil”

TSE Başkanı bu işleyişin düzeltilmesine yönelik bir başka adımlarının da ISO’nun İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistem Standardına yönelik çalışmasında olduğunu belirtti: “Uluslararası Standardizasyon Teşkilatı bünyesinde kurulan Teknik Komitenin, uluslararası ölçekte hazırlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistem Standardının hazırlanmasına yönelik çalışmaları devam etmektedir. Biz bunun gelişmekte olan ülkelerin hayrına olmadığını, doğru tasarlanmadığını teknik olarak ispat etmemize ve teknik olarak nasıl tasarlanması gerektiğine ilişkin raporumuzu sunmamıza rağmen kesinlikle geri adım atmadılar ve standardizasyon süreçlerine bizleri dâhil etmediler. Biz sadece standart üreten değil aynı zamanda standart tüketen bir ülkeyiz. Bu nedenle standardın doğru bulduğumuz usul ve esaslara göre tasarlanması için çalışmalarımız sürüyor.”

TSE Başkanı konuyla ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile işbirliği içinde çalıştıklarını da vurguladı.

“Standardizasyon Süreçlerine tüketiciler de katılmalı”

Standart hazırlama süreçlerine sadece üreticilerin değil ürünü kullanan tüketicilerin de katılması gerektiği görüşünden hareket ettiklerini belirten Korkmaz, bu amaçla TSE’de de standardizasyon süreçlerine tüketici dernekleri ve birliklerinin dahil edilmesini içeren bir çalışma başlattıklarını söyledi.

“Helal Akreditasyon Kurumu kurulmasıyla ilgili girişimde bulunduk”

TSE Başkanı Korkmaz, uluslararası standardizasyon süreçlerinde karşılaşılan zorlukların aşılması ile ilgili bir başka çalışmanın da İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü bünyesinde, standardizasyon süreç yapılanmasına ilişkin yeni bir modelin oluşturulmasıyla başlatıldığını vurguladı.

Korkmaz, İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü çatısı altında bir akreditasyon yapısının oluşturulmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü belirterek, bu çerçevede Türkiye’de de bir Helal Akreditasyon Kurumu kurulmasıyla ilgili girişimde bulunduklarını söyledi. Korkmaz şöyle konuştu: “Helal akreditasyonuyla ilgili de şu anda dünyada 200’e yakın birbirinden bağımsız ve kontrol edilemeyen belgelendirme süreci var. Bu belgelendirme sürecini kontrol altına alabilmek için bir yapı oluşturduk. Helal Akreditasyon Kurumu ile ilgili çalışmamızı, diğer ülkelerin de yararlanabileceği, dünyadaki helal belgelendirme dağınıklığını toparlayacak bir çatı çalışma şeklinde yürüteceğiz. Eğer İslam ülkeleri alanında standardizasyon ve uygunluk değerlendirme birliği sağlanırsa bu ekonomik ve ticari hayatın temel alt yapısı oluşacak ve bu genişleyerek gidecektir. Bu genişlemenin sonucunda da İslam ülkelerinin dünya ticaretinde almış olduğu payın %10 mertebesinden önümüzdeki 15-20 yıl içerisinde %25 mertebesine rahatlıkla çıkartabileceğini düşünüyoruz.”

“Yeni teknolojilerle birlikte know-how da getiriyoruz”

TSE’nin yeni teknolojiler Türkiye’ye transfer edilirken bunlara ilişkin know-how’ı da Türkiye’ye getirmek için çaba harcadığını belirten Korkmaz bunun en güzel örneğinin nükleer enerji santrali yapım sürecinde yaşandığını belirtti. Korkmaz şunları söyledi: “Nükleer enerji santrallerinin yapım projelerinde gözetim ve muayene iş ve işlemlerini takip ederek özellikle nükleer standartlarda tarif edilmiş test metotlarına göre güvenli ekipman kullanılıp kullanılmadığının ölçümleme aşamasını gerçekleştirmek üzere aralarında Ankara Sanayi Odamızın da bulunduğu birçok sivil toplum kuruluşumuz ile ortak çalışmalarımız var. Aynı zamanda TSE olarak bu alanda yetkinliği ve yeterliliği olan bir uluslararası kuruluşla çalışmak üzere bir protokol imzaladık.”

Nükleer alanında Enstitü’de bir Nükleer Teknik Komitesi kurarak standart çalışmalarına başladıklarını belirten Korkmaz, ayrıca ABD’de Makine Mühendisleri Odasıyla işbirliği protokolü imzaladıklarını belirtti.

TSE Başkanı Korkmaz, gerek Türkiye'de gerekse dünya çapında iş ve işlemlere imza atmak için çalıştıklarının altını çizerek; "Özellikle ‘Müşteri Dostu Marka' ve 'Müşteri Dostu Kuruluş' adı altında üretmiş olduğumuz Türk standardının, uluslararası standart olması için çalışma başlattık. Bunun anlamı şu: Uluslararası alanda, özellikle yönetim sistemlerinde, biz de artık belirleyici olmaya başladığımızı ispat ettik." diye konuştu. 

“İşbirliği Protokolü ile Ayna Komite sayısı artacak”

TSE Başkanı Korkmaz, 2016 Faaliyet Raporu’na ilişkin sunumunda yaptığı konuşmada, TOBB ile 25 Mayıs 2017 tarihinde imzalanması öngörülen İşbirliği Protokolüne değindi. Bu protokolün sanayici ve hizmet üreticilerinin standardizasyon hazırlama süreçlerine aktif olarak katılımını sağlayacağını belirten Korkmaz, protokolün halihazırda 122 olan Ayna Komite sayısını da artıracağını kaydetti.

“Son iki yılda tahsilatlarda %46 oranında artış kaydettik”

TSE Başkanı konuşmasında TSE’nin 2016 mali verilerine ilişkin bilgiler de verdi. Enstitünün faaliyet dışı gelirinin bundan önceki 14 yılda %22’ler düzeyinde iken bugün %2.5 düzeylerine indiğini belirtti. TSE’nin özellikle son iki yıl içinde tahsilatlar açısından bakıldığında %46.5 oranında büyüdüğünü belirten Korkmaz; “15 Temmuz hadisesine ve ondan sonra olan olağanüstü hal uygulamasına rağmen biz 2016 yılını %46’ya yaklaşan tahsilat artışı ile bitirdik. %46 oranında gelirimizi tahsilat bakımından arttırarak TSE’yi kendi yağıyla kavrulabilir hale getirdik. Yani 14 yıl boyunca ilk defa faaliyetlerinden elde ettiği gelir ile faaliyet giderlerini karşılanabileceği pozisyona geldik” diye konuştu.  

“TSE’nin 10 yıl içinde on binlerce teknik elemanın çalışacağı bir kurum olmasını hedefliyoruz”

TSE’nin geleceğe ilişkin plan ve politikaları hakkında da bilgi veren Korkmaz, özellikle kamunun gözetim ve muayene alanlarında ihtiyaç duyacağı faaliyetlere talip olduklarının altını çizdi. TSE Başkanı Korkmaz şöyle konuştu:

“Bir ürünün standarda uygun olup olmadığının gözetimi ve bununla ilgili test ve muayenelerin yapılması halk sağlığı açısından çok önemli bir unsurdur. Biz  devletimizin gözetim ve muayene hizmetlerinin tamamına talip olma vizyonuyla bütün faaliyetlerimizi buna göre şekillendirerek harekete geçtik. Diğer taraftan stratejik sanayi erbanın ihtiyaç duyabileceği, otomotiv test merkezi, yüksek gerilim güç laboratuvarı gibi test alanlarının nasıl finanse edebileceğine dair çalışmalar başlattık. İnşallah önümüzdeki dönem söylediğimiz vizyonu sonuçlandırabilirsek TSE’nin 10 yıl içerisinde on binlerce teknik elemanının çalışacağı kurum olmaması işten bile değil.

TSE Başkanı siber güvenliğin sağlanabilmesi için yeni geliştirdikleri modeli de anlatı. Konuyla ilgili Devlet Denetleme Kurulu Başkanlığı ile temasta olduklarını belirten Korkmaz şunları söyledi: “Bu modelde şunu dedik; donanım güvenli değilse, yazılım güvenli değilse, personel güvenliği yönetecek yetkinliğe sahip değilse ve yönetim sistemi güvenli değilse bir yerde siber güvenlikten bahsetmenin bir anlamı olmayacaktır. Bu anlamda donanım belgelendirme, yazılım belgelendirme, personel belgelendirme alanlarında yeni bir yapı teklif ettik.”

 

 

 


| Paylaş |    
FaceBook ta paylaş Twitter da paylaş
Kayıt Ekleme Bilgileri
Tarih 18.5.2017 17:32:22
 
Kayıt Okuma Bilgileri
Okuma Sayısı 1146
TSE ile Tunus Standardizasyon ve Sınai Mülkiyet Enstitüsü (
TSE’de Müşteri Odaklı Yönetim Semineri...
E-HİZMETLER
Online Başvuru
Online Mali İşlemler
Tüm E-Hizmetler
Ayna Komite Başvurusu
DİĞER
Duyurular
Bölge Haberleri
Haber Arşiv
TSE HAKKINDA
Kuruluş ve Görevleri
Organizasyonu
TSE Mevzuatı
İLETİŞİM
Adres ve Telefonlar
Banka Hesap Numaraları
Bilgi Edinme
|
Web Sitesi Politikaları l 
Telif Hakları  l 
Rss l